Haber Detayı
28 Eylül 2018 - Cuma 13:58
 
BURDUR GÖLÜ’NÜN SİYASETİ OLMAZ
Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz son günlerde gündemde olan Burdur Gölü’nün kuruması ile ilgili düzenlediği basın toplantısında “Burdur Gölü’nün siyaseti yok” ded
GÜNDEM Haberi
BURDUR GÖLÜ’NÜN SİYASETİ OLMAZ

Burdur Gölü hakkında kapsalı açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Ercengiz şunları söyledi:

“Yaklaşık bir haftadır ülke gündemini de meşgul eden Burdur Gölü’nün kuruması ve Burdur Gölü’ndeki tehlikenin ortaya çıkarılması ya da farkındalığının yaratılması noktasında öncelikli basın mensupları olarak sizlerin gösterdiği hassasiyet ve ülke gündemine taşınmasından dolayı sizlere teşekkür ediyorum.

Burdur Gölü’ndeki çekilme son üç beş aylık bir çekilme durumu değil. Burdur Gölü’ndeki çekilme en yüksek su debisine ulaştığı veya rakım anlamında 857 koduna ulaştığı 1971 yılından bugüne kadar dikey, neredeyse 20 metreye yakın bir çekilme hacminin yarına yakın bir kayıpla maalesef Burdur Gölü’nü kaybettiğimizi ifade ediyorum.

Dört buçuk yıldır Belediye Başkanlığım döneminde bu işin siyasetinin hiçbir zaman olmaması gerektiğini görev sürem içerisinde beş yıllık yönetim planları içerisinde Burdur Belediyesine düşen görevleri yerine getirmek üzere çalışma arkadaşlarımız, ekibimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bazı şeyleri Burdur Gölü için yapmaya gayret gösterdik. Ulusal gündeme Burdur Gölü’nün kuruması düştüğü andan itibaren tüm paydaşları ile tartışılan, tüm paydaşları tarafından bir şeyler yapıldığı ve yapılması gerektiği ifade edilen bu durumu öncelikle doğru özetlemek gerekir.

Burdur Gölü’nde iki tane temel sorun var. Birincisi Burdur Gölü’nü besleyen kaynakların her geçen gün azalması ve hatta yok olması, bunun alt başlığında yağıştan, buharlaşmaya, gölü besleyen tüm alt kaynaklar üzerine yapılan göletler, barajlar ve su tutucuları da üstüne koyarak baktığımızda bu alt başlıkta toplayabildiğimiz gibi diğer tarafta da Burdur Gölü’nün erişiminin azalmasına bağlı olarak tuzluluğunun artması, Burdur Gölü’ne dökülen evsel ya da sanayi atıklarının kontrolsüz bir şekilde bırakılması ve muhtelif noktalarda ileri biyolojik arıtma ile göle deşarjın en temiz hali ile bırakılması olarak özetlenilebilir. İki kavramı öncelikle birbirinden ayırmamız gerekiyor. Asıl ayırmamız gereken, asıl başlamamız gerek noktanın bu olduğunu düşünüyorum. Bir yerde Burdur Gölü hacmen ciddi kayıplara uğrarken, bir taraftan bu etkenden farklı olarak bu etkenlerin gölü kirletmesi ayrı bir alt başlık olarak incelenmesi gerekiyor.

Burdur Gölü’nü besleyen kaynaklar üzerinde yapılan araştırmalar, çalışmalar, bilimsel veriler neticesinde 19 adet su tutma yapısı ile Burdur Gölü’ne her yıl ulaşan yaklaşık 200 hektometre suyun artık neredeyse hiç birisi Burdur Gölü’ne ulaşamamakta… Temel nedenlerden bir tanesi bu. Evet; buharlaşma mevcut. Buharlaşma, göl var olduğundan beri mevcut. Dönemsel olarak yağışlar azalıyor, ya da artıyor. Teknik anlamda isimlendirme yapıldığında Burdur Gölü dönem dönem bu yağış rejimlerine maalesef kuraklık anlamında daha sık maruz kalıyor.

Ama; Burdur Gölü’ndeki çekilmenin temel nedeni Burdur Gölü’ne kavuşturamadığımız su ve Burdur Gölü tabanından yer altı sondajları ile çekilen su olarak gösteriliyor, bilim adamları tarafından. Bir kere daha ifade etmek isterim ki; Burdur Gölü’nün siyaseti yok. Burdur Gölü, Burdur var olmadan önce de vardı, bizler olmadan önce de vardı, inşallah bizlerinde gayreti ile bizden sonra da var olmak zorunda. Bizim bu göle borcumuz var. Sonuçta Burdur Gölü’nde azalma mı var, çekilmemi var, bunu doğru değerlendirmemiz gerekiyor.

Özellikle son on yılda çekilme logaritmik olarak ciddi bir artış gösterdi. Önce saydığım nedenlere bağlı olarak Burdur Gölü’ndeki bu çekilmenin temel nedeni doğru ulaşım bu bölgedeki havza planlamasını yaptığımız Çalıştaylarda bize verilen ödevleri doğru yerine getirerek gerçekleştirebiliriz. Bu şu demek bölgemizdeki geliştirdiğimiz hayvancılık politikasına taze yem bitkisi üretme anlamında tercihlerimizden ziyade kuru yem bitkisine yönlendirerek daha az su çeken bitkilerin üretilmesine, çiftçimizi, hayvancımızı yönlendirmek ve hatta artan maliyetleri de göz önünde bulundurarak Devletimiz tarafından bölge hayvancılığına mutlaka kuru yem desteğinin verilmesini düşünüyorum.

Öncelikle buradan başlamamız gerekiyor. Aksi takdirde barajlarda biriktirdiğimiz su ya da yer altı sondajlarından çektiğimiz suyu sadece tarım ve hayvancılık politikaları için düşünecek olursak bu göle taze su kaynağını bulabileceğimiz başka yakın bir kaynak yok. Birçok şey konuşuldu. Bizden önce de konuşuldu. Biz de ifade ettik. Sayın Bakan Burdur ziyaretlerinde hatta hepimizin gündeminde olan hepimizin söylediği, sürekli umut bağladığımız Eldere’den gelecek su ile ilgili döneminde Bakanlık yapan Sayın Bakan Veysel Eroğlu’nun verdiği yanıt; ‘o suyun hacmi Burdur gölünü kurtarmaya yetmez’ şeklinde oldu.

Bu tarafından baktığımız zaman birbirimizi suçlayan tavırlar yerine tam da herkesi göle bu kadar sahip çıkmışken gerçek adımları atıp Burdur Gölü’nün kurtarılması için bize verilen ödevleri doğru ve zamanında yerine getirilmesi gerekiyor. Son üç yılda çekilme yaklaşık 2 metreyi buldu. Hal böyleyken bizlerin mutlaka adım atması gerekiyor. Bu adımları makul, mantıklı, ölçülü ve sürdürülebilir şekilde, siyasi bir düşünce içerisinde olmadan, seçilmişlerin siyasi kimlikleri bir tarafa bırakarak, bürokrasinin de üzerine düşen her türlü vazifeyi yerine getirerek bir an önce Burdur Gölü’nün çığlığını duyup hareket geçmesi gerekiyor.

Yapılan işler hiçbir tarafın küçümseyebileceği işler değildir. Ancak sadece nedeni bir yana bağlayıp o neden üzerinden çözüm üretmeye çalışmak bence bu işin sonucuna giden bir noktaya bizi getirmeyecek. ‘Eylem planları içerisinde biz bize düşenleri yaptık’ dedim. Burdur Belediyesi’nin yapması gereken işlerde ulusal veya uluslararası ölçekli düzenli olarak Burdur Gölü’ne dikkat çekilmesi, şenlik ve benzeri organizasyonların yapılması bize verilen görevler. Göl çevresi köylerde ve muhtelif yaşam alanlarında yöresel ürün ve Burdur Gölü değerleri ile ilgili malzeme, eşya üretimi ve tanıtımına katkı koyulması amacı ile merkezler oluşturulması. Bununla ilgili çalışmalarımız da yaptık yöresel ürünler pazarımızla. Ve Burdur Gölü etrafında okullara yönelik çevre eğitim programlarının geliştirilmesi. Bunu da yaptık. Katı atık bertaraf depo alanının yapılması ile ilgili en büyük hareketi yaptık. Sadece Burdur kent merkezinin değil tüm ilçeler ile katı atık bertaraf tesisinin hayata geçirilmesi ve enerji üretimini sağladık.

İleri Biyolojik Arıtma ile ilgili adımlarımız daha göreve geldiğimiz sürenin dördüncü ayında atmıştık. 6 Ağustos 2014 Burdur Belediyesi Meclisinden bir karar alarak Burdur Merkez Atık Su Arıtma Tesisi’nin derhal İleri Biyolojik Arıtmaya geçirilmesinin sağlanması için kararımızı aldık. Bununla ilgili başvurumuzu 2015 yılında İller Bankasına yaptık. İller Bankasının 3 Eylül 2015 tarihinde aldığı kararla yüklenici firmaya iş yeri teslimimizi yaptık, projenin başlaması için. Atık Su Arıtma tesisi fizibilite raporu 20 Nisan 2016 tarihinde hazırlanarak bize sunuldu. Raporumuz ile başvurup Avrupa Yatırım Bankasından 11 Milyon 500 Euro alt kredi anlaşmasını da 13 Haziran 2016 tarihinde imzaladık. Yaptığımız planlamaya göre 2016 yılında inşaata başlanması ve 2018 yılında İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisinin tamamlanarak hizmete sokulması planlanıyordu… Söz konusu alt kredi anlaşması tanımlanan satın alma usul ve esaslarında değişikliğe gidilmesi nedeni ile 9 Ağustos 2018, 26 ay sonra biz yeniden bir alt revize sözleşmesi yapmak zorunda kaldık.

Burada bir art niyet ya da farklı bir yaklaşım olduğunu ifade edemem. Ayrıca bizim gibi yönetici konumunda olan kişilere yakışan bir tavır değil. Bu işin siyasetini de yapmamak amacı ile şunu söylemek istiyorum. İller Bankasının da tarihine ilk defa uyguladığı yöntemlerden bir tanesi olan uluslararası rekabetçi yöntemine uygun şartnamenin hazırlanması bizim teknik alt yapımıza uygun olmadığı için yaklaşık bir 26 aylık çalışmanın gecikmesine neden oldu. Burada geldiğimiz nokta şu. Biz dört ayda başladığımıza dört yılda sonuca ulaşmak istedik. Ve geçtiğimiz Cuma günü İller Bankasından e-mail yolu ile arkadaşlarımıza İller Bankasının kendi teknik şartnamede tamamlayamadığı eksik kalan bölümlerin tamamlanması üzerine teknik şartnamenin geri kalan kısımları gönderildi yani ihaleye hazır olmak üzere. Siz de takdir edersiniz ki iki günde ihale teknik şartnamesini hazırlamak mümkün değil. Yani ihale teknik şartnamesini hazırlamadan ihaleye çıkmak zaten imkânsız. Bunların beli bir süreci var. Bunlar kamu kurumlarında 3 aydan 6 aya kadar bir süreç. Ama sonuçta şu açıdan çok mutluyum, ilimiz Milletvekillerinin, bürokratların, ilgili Bakanlık’taki yetkililerin bu çığlığa kulak vermesi, bu çığlığı duyması ve Burdur Gölü için topyekûn el ele kampanyaya, çağrıya yanıt verilmesidir.

Biz en azından bu çığlığa kulak verilmesini sağlayabildiğimiz için Burdur bileşenlerinin bir araya gelebileceğini, en azından sinyalini alabildiğimiz için ben çok mutluyum. Biz yerel yönetim olarak bize verilen görevlerden en önemlisini, Burdur Gölü ile ilgili duyurulması gereken ne varsa duyurabildiğini düşünüyorum, yapılan çalışmaların bundan sonra da hep beraber takipçisi olmamız gerektiğine inanıyorum. Bunun burada kalmaması gerektiğini, bir adım öte görülmesi gerektiğini ve kavramları birbirinden ayıralım; ‘Atık Su Arıtma Tesisi farklı bir olay, göle gelen su farklı bir olay. Yağış farklı, buharlaşma farklı bir olay.’

Bunları birbirine karıştırmadan sonuçta gölü en azından şu günkü haliyle, belki 1970’lere ulaştıramayız ama 1980’lerdeki günlerine, seviyesine ulaştırmayı ben umut ediyorum.”

Kaynak: Editör:
Etiketler: BURDUR, GÖLÜ’NÜN, SİYASETİ, OLMAZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı